BlogHukuk Gündemi

COP31 Antalya'da: Türkiye'nin İlk İklim Zirvesi Hukuk Dünyasına Ne Getiriyor? (2026)

ürkiye ilk kez bir BM İklim Zirvesi'ne ev sahipliği yapıyor. 9-20 Kasım 2026'da Antalya'da toplanacak COP31 öncesinde İklim Kanunu, emisyon ticareti ve avukatları bekleyen yeni hukuk gündemini derledik.

C
Tarık Şenkal - Veri Analisti
2 Ağustos 2026
COP31 Antalya'da: Türkiye'nin İlk İklim Zirvesi Hukuk Dünyasına Ne Getiriyor? (2026)

Türkiye tarihinde ilk kez bir Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi'ne ev sahipliği yapıyor. COP31, 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya EXPO alanında toplanacak. 196 ülkeden 80 binin üzerinde delege, devlet başkanı, hukukçu, akademisyen ve sivil toplum temsilcisinin katılması beklenen zirve, yalnızca bir diplomasi etkinliği değil; Türk hukuk pratiğini doğrudan etkileyecek bir dönüm noktası. Emisyon Ticaret Sistemi'nden karbon sözleşmelerine, iklim davalarından sınırda karbon düzenlemesine kadar yepyeni bir hukuk gündemi kapıda. Bu rehberde COP31'in ne olduğunu, kararın perde arkasını, Türkiye'nin iklim mevzuatındaki son gelişmeleri ve avukatları bekleyen yeni çalışma alanlarını ayrıntılarıyla ele alıyoruz.

COP Nedir, COP31 Neden Bu Kadar Önemli?

COP (Conference of the Parties – Taraflar Konferansı), 1992 tarihli Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin (BMİDÇS/UNFCCC) en üst düzey karar organıdır. 1995'ten bu yana her yıl toplanan konferans; sera gazı azaltım hedefleri, iklim finansmanı, uyum politikaları, kayıp-zarar mekanizmaları ve karbon piyasalarının kurallarının belirlendiği küresel müzakere platformudur. Uluslararası iklim hukukunun iki temel bağlayıcı metni olan Kyoto Protokolü (COP3, 1997) ve Paris Anlaşması (COP21, 2015) bu konferansların ürünüdür. COP'un temel işlevlerinden biri de tarafların sunduğu ulusal bildirimleri ve emisyon envanterlerini inceleyerek Sözleşme'nin amacına ulaşmada kaydedilen ilerlemeyi denetlemektir; yani COP, aynı zamanda uluslararası iklim yükümlülüklerinin hesap verebilirlik mekanizmasıdır.

Antalya 2026: Kararın Perde Arkası ve Tarihte İlk Eş-Yönetim Modeli

COP31'in ev sahipliği için Türkiye ile Avustralya arasında yaklaşık iki yıl süren yoğun bir diplomasi trafiği yaşandı. Süreç, Kasım 2025'te Brezilya'nın Belém kentinde düzenlenen COP30 Genel Kurulu'nda 196 ülkenin ortak kararıyla sonuçlandı: Zirve Türkiye'de yapılacak. Varılan uzlaşıya göre COP31'in ev sahipliğini ve başkanlığını Türkiye üstlenirken, müzakere başkanlığını Avustralya yürütecek. Cumhurbaşkanlığı genelgesiyle COP31 Başkanlığına Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum atandı; müzakereler başkanlığını ise Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen üstlenecek. Bu ikili yapı, COP tarihinde ilk kez uygulanan bir ortak yönetim formülü olarak uluslararası hukuk ve diplomasi literatürüne geçecek.

Ana konferans Antalya EXPO alanında düzenlenirken, Liderler Zirvesi'nin İstanbul'da yapılması planlanıyor. Müzakereler klasik COP düzeninde iki bölgede yürüyecek: Devlet yetkilileri ve resmî heyetlerin bulunduğu Blue Zone (Mavi Alan) ile sivil toplum kuruluşları, şirketler ve gözlemcilere açık Green Zone (Yeşil Alan).

COP31'in Gündeminde Ne Var?

Türkiye, COP31'i "taahhütleri sahaya indiren", uygulama odaklı bir zirve olarak konumlandırıyor. Belém'de birçok başlığın sonraki zirvelere devredilmiş olması, Antalya'nın omuzlarındaki yükü artırıyor. Öne çıkan müzakere eksenleri şöyle:

  • Ulusal katkı beyanlarının (NDC) uygulanması: Ülkelerin Paris Anlaşması kapsamındaki güçlendirilmiş emisyon azaltım taahhütlerinin somut politikalara ve takvime bağlanmış hedeflere dönüştürülmesi.
  • İklim finansmanı: COP29'da belirlenen yeni kolektif finansman hedefinin gelişmekte olan ülkelere fiilen ulaştırılması ve uyum (adaptasyon) finansmanının artırılması.
  • Uyum ve dayanıklılık: Kuraklık, sel ve aşırı hava olayları karşısında altyapı yatırımlarının nasıl finanse edileceği.
  • Karbon piyasaları: Paris Anlaşması'nın 6. maddesi kapsamındaki uluslararası karbon piyasası mekanizmalarının işletilmesi; bu başlık, aşağıda ele alacağımız ulusal Emisyon Ticaret Sistemi ile doğrudan bağlantılı.
  • Türkiye'nin öncelikleri: Ev sahibi ülkenin gündeme taşıdığı başlıklar arasında sıfır atık ve döngüsel ekonomi de yer alıyor.

Türkiye'nin İklim Hukuku Mimarisi: Anayasa'dan İklim Kanunu'na

Türkiye'de iklim hukukunun temeli, Anayasa'nın 56. maddesinde güvence altına alınan sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına dayanır. Uluslararası düzlemde Türkiye, BMİDÇS'ye 2004'te, Kyoto Protokolü'ne 2009'da taraf oldu. Paris Anlaşması ise 7335 sayılı uygun bulma kanunuyla Ekim 2021'de TBMM'de onaylanarak iç hukukun parçası hâline geldi; aynı dönemde Türkiye 2053 net sıfır emisyon hedefini açıkladı ve güncellenmiş ulusal katkı beyanında 2030 yılına kadar referans senaryoya göre yüzde 41 emisyon azaltımı taahhüt etti. 2872 sayılı Çevre Kanunu ve ÇED mevzuatıyla birlikte bu çerçevenin çatısını, 2025'te kabul edilen İklim Kanunu tamamladı.

7552 Sayılı İklim Kanunu: Madde Madde Getirdikleri

TBMM'de 2 Temmuz 2025'te kabul edilip 9 Temmuz 2025 tarihli ve 32951 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7552 sayılı İklim Kanunu, Türkiye'nin iklim değişikliğiyle mücadeleyi müstakil bir kanunla düzenlediği ilk metin. Hukukçular açısından öne çıkan düzenlemeler:

  • Emisyon Ticaret Sistemi (ETS): Sera gazı emisyonlarına üst sınır (cap) getiren ve tahsisatların piyasada alınıp satılmasına dayanan sistem kuruldu. Kapsam dâhilindeki işletmelerin, kanunun yürürlüğünden itibaren üç yıl içinde sera gazı emisyon izni alması zorunlu; bu izin idari nitelikte olup iptal ve güncelleme süreçleri kanunda düzenlendi.
  • Tahsisatların hukuki niteliği: Tahsisatlar mülkiyet hakkı doğurmaz, teminat sözleşmelerine konu edilemez ve teslim yükümlülüğüne konu ücretsiz tahsisatlar belirli koşullarda haczedilemez. ETS piyasasındaki işlemler Devlet İhale Kanunu'na tabi değildir; ulusal tahsisat planları Resmî Gazete'de yayımlanır. Bu ayrıntılar, icra-iflas ve teminat hukuku pratiğini doğrudan ilgilendiriyor.
  • Karbon Piyasası Kurulu: Ulusal tahsisat planının onaylanması, ücretsiz tahsisatların dağılımı, birincil piyasada satışa sunulacak miktar ile piyasada uygulanacak azami ve asgari karbon fiyatının belirlenmesi gibi kritik yetkiler bu kurulda toplanıyor.
  • Karbon kredisi ve denkleştirme: ETS yükümlülüklerinin belirli koşullarla karbon kredileriyle karşılanabilmesine imkân tanındı; gönüllü karbon piyasaları ile ulusal kredilendirme sistemi arasında bağlantı kuruldu. Hileli karbon raporlamasına yönelik cezai hükümler de kanuna işlendi.
  • Türkiye Yeşil Taksonomisi: Hangi yatırımların "sürdürülebilir" sayılacağını belirleyen çevresel kriterler için yasal zemin oluşturuldu; bu, yeşil finansman sözleşmelerinin referans çerçevesi olacak.
  • Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM): İthal ürünlerin gömülü karbon emisyonlarına yönelik ulusal düzenlemeler yasal dayanağa kavuşturuldu.
  • Yerel iklim yönetişimi: Her ilde valilik koordinasyonunda İl İklim Değişikliği Koordinasyon Kurulları oluşturulması öngörüldü; yerel iklim planları zorunlu hâle geldi.
  • İdari yaptırımlar: Yükümlülük ihlallerine idari para cezaları bağlandı; 2026 yılında uygulanacak ceza tutarları, 27 Aralık 2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 2026/1 sayılı Tebliğ ile güncellendi.

Uygulama hızla şekilleniyor: Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi'ne ilişkin ikincil mevzuat çalışmaları yürütülüyor ve pilot dönemin ayrıntıları yönetmelik düzeyinde netleşiyor. COP31 takvimi, bu düzenlemelerin tamamlanması için güçlü bir siyasi motivasyon yaratıyor.

Küresel İçtihat: İklim Davaları Çağı Başladı

İklim hukuku artık yalnızca mevzuattan ibaret değil; yargı kararları alanı yeniden şekillendiriyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Nisan 2024'te verdiği KlimaSeniorinnen ve Diğerleri / İsviçre Büyük Daire kararında, iklim değişikliğiyle mücadelede yetersiz kalmanın Sözleşme'nin 8. maddesi kapsamındaki pozitif yükümlülükleri ihlal edebileceğine hükmetti. Uluslararası Adalet Divanı, Temmuz 2025'te açıkladığı danışma görüşünde devletlerin iklim değişikliğine ilişkin yükümlülüklerini kapsamlı biçimde ortaya koydu; Uluslararası Deniz Hukuku Mahkemesi (ITLOS) ise 2024'te sera gazı emisyonlarını deniz çevresinin kirletilmesi kapsamında değerlendirdi. Bu içtihat dalgasının Türkiye'ye yansıması; Anayasa Mahkemesi bireysel başvurularında çevre hakkı argümanlarının güçlenmesi ve idari yargıda ÇED olumlu kararlarına, maden ve enerji projelerine karşı açılan davalarda iklim temelli gerekçelerin daha sık kullanılması şeklinde görülüyor. COP31'in ev sahibi ülkede bu farkındalığı artırması ve dava pratiğini hızlandırması bekleniyor.

Şirketleri Bekleyen Somut Yükümlülükler

İklim mevzuatı, şirketler için soyut bir kurumsal sosyal sorumluluk başlığı olmaktan çıkıp ölçülebilir hukuki ve mali yükümlülüklere dönüştü:

  • Emisyon izleme, raporlama ve doğrulama (MRV): ETS kapsamına girecek tesisler için emisyon verilerinin bağımsız kuruluşlarca doğrulanmış şekilde raporlanması sistemin bel kemiği. Veri kalitesi ve doğrulama kapasitesi, önümüzdeki dönemin en kritik uyum başlığı.
  • Sürdürülebilirlik raporlaması (TSRS): Uluslararası ISSB standartlarıyla uyumlu Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları, eşik değerleri aşan işletmeler için 2024'ten bu yana zorunlu. Kamu Gözetimi Kurumu'nun Ocak 2026'da güncellediği eşik kriterleriyle kapsamın sanayi ve ihracatçı şirketlere doğru genişlemesi öngörülüyor.
  • AB Sınırda Karbon Düzenlemesi (CBAM): 2023'te başlayan geçiş dönemi sona erdi; kesin rejim 1 Ocak 2026'da yürürlüğe girdi. Çimento, demir-çelik, alüminyum, gübre, hidrojen ve elektrik sektörlerini kapsayan mekanizmada beyan yükümlülüğü AB'deki ithalatçıda olsa da, Türk ihracatçılar müşterilerinin talep ettiği ürün ve tesis bazlı doğrulanmış emisyon verisini sağlamak zorunda. 2026 yılına ait ilk yıllık beyanların son tarihi 30 Eylül 2027. Karbon yoğunluğu, AB pazarında fiyatlamanın ve tedarikçi seçiminin doğrudan bir bileşeni hâline geldi.
  • Sözleşme ve finansman pratiği: Tedarik sözleşmelerine emisyon taahhütleri ve veri paylaşım klozları, kredi sözleşmelerine sürdürülebilirlik performans kriterleri girmeye başladı. Yeşil taksonomi, bu hükümlerin ortak referans dili olacak.

Avukatlar İçin Yeni Çalışma Alanları

Bu tablo, hukuk bürolarının önüne somut ve büyüyen bir iş hacmi koyuyor:

  • İklim davaları (climate litigation): İdari işlem iptalleri, ÇED süreçleri, anayasal çevre hakkı temelli başvurular ve kurumsal ihmale dayalı sorumluluk iddiaları. Küresel içtihadın Türk yargısında emsal argüman olarak kullanılması giderek yaygınlaşacak.
  • ETS uyum danışmanlığı ve yaptırım savunması: Emisyon izni başvuruları, tahsisat teslim yükümlülükleri, doğrulama uyuşmazlıkları ve idari para cezalarına karşı itiraz ve iptal davaları başlı başına bir uzmanlık alanı oluşturuyor.
  • Karbon piyasası sözleşmeleri: Karbon kredisi alım-satım sözleşmeleri (ERPA benzeri yapılar), denkleştirme işlemleri ve gönüllü piyasa projelerinin sözleşme, teminat ve uyuşmazlık boyutu.
  • Yeşil beyan (greenwashing) riskleri: Reklam Kurulu'nun çevreye ilişkin beyanlara dair kılavuz ve denetimleri sıkılaşıyor; "karbon nötr", "çevre dostu" gibi ifadelerin ispatlanabilirliği, tüketici hukuku ve haksız rekabet davalarının yeni konusu.
  • ESG durum tespiti ve kurumsal danışmanlık: Birleşme-devralmalarda iklim riski taraması, yönetim kurulu sorumluluğu ve tedarik zinciri özen yükümlülükleri; AB'ye satış yapan şirketlerde Avrupa düzenlemelerinin yansıma etkisi.
  • Enerji ve yatırım projeleri: Yenilenebilir enerji lisanslama, depolama ve hidrojen projeleri ile yeşil dönüşüm teşviklerinin hukuki yapılandırılması.

COP31 Türk Hukukunu Nasıl Etkileyecek?

Ev sahipliği, yalnızca prestij getirmiyor; ülkenin iklim politikalarını uluslararası merceğin altına koyuyor. Bu görünürlük, ETS ikincil mevzuatının tamamlanması, ulusal katkı beyanının güçlendirilmesi ve yeşil finansman araçlarının devreye alınması yönünde güçlü bir ivme yaratıyor. Antalya'da alınacak kararlar ise önümüzdeki yıllarda yönetmelik ve tebliğler yoluyla iç hukuka aktarılacak. Kısacası hukukçular için COP31, iki haftalık bir konferans değil; birkaç yıla yayılacak bir mevzuat dalgasının başlangıç noktası.

Sık Sorulan Sorular

COP31 ne zaman ve nerede yapılacak?

COP31, 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya'daki EXPO alanında düzenlenecek; Liderler Zirvesi'nin İstanbul'da yapılması planlanıyor.

COP31 başkanlığını kim üstleniyor?

Zirvenin ev sahipliği ve başkanlığı Türkiye'de; COP31 Başkanı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum. Müzakere başkanlığını ise Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen yürütecek.

COP31'e kimler katılabilir?

Resmî müzakereler devlet heyetlerine ayrılan Blue Zone'da yürütülür; akredite sivil toplum kuruluşları, üniversiteler ve şirketler gözlemci statüsüyle sürece dâhil olabilir, Green Zone etkinliklere açıktır.

Türkiye'de iklim değişikliği hangi kanunla düzenleniyor?

Temel çerçeveyi, 9 Temmuz 2025'te Resmî Gazete'de yayımlanan 7552 sayılı İklim Kanunu çiziyor. Paris Anlaşması, 2872 sayılı Çevre Kanunu ve ÇED mevzuatı alanın diğer temel metinleri.

Emisyon Ticaret Sistemi ne zaman zorunlu olacak?

Kapsam dâhilindeki işletmelerin, İklim Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 9 Temmuz 2025'ten itibaren üç yıl içinde sera gazı emisyon izni alması gerekiyor; pilot dönem ve piyasa işleyişinin ayrıntıları ikincil mevzuatla netleşiyor.

SKDM (CBAM) Türk şirketlerini nasıl etkiliyor?

AB'nin sınırda karbon düzenlemesi 1 Ocak 2026'da kesin rejime geçti. Çimento, demir-çelik, alüminyum, gübre, hidrojen ve elektrik ürünlerinde AB'ye ihracat yapan şirketler, ürün bazlı doğrulanmış emisyon verisi sağlamak durumunda; karbon maliyeti AB pazarına erişimin fiilî koşulu hâline geldi.

Sonuç

COP31, Antalya'yı iki haftalığına küresel iklim diplomasisinin merkezi yapmakla kalmayacak; Türkiye'de iklim hukukunun olgunlaştığı bir dönemin sembolü olacak. İklim Kanunu, ETS, TSRS, SKDM ve büyüyen iklim davaları pratiği derken mevzuat trafiği her zamankinden yoğun. Bu hızda değişen bir alanda güncel kalmak için yapay zeka destekli hukuk asistanları ve akıllı emsal karar araması ciddi bir avantaj sağlıyor. Caseon AI ile iklim hukuku dâhil tüm mevzuat ve içtihat gelişmelerini tek platformdan takip edebilirsiniz.

cop31antalyaiklim hukukuiklim kanunuemisyon ticaret sistemiparis anlaşmasıkarbon piyasasıçevre hukuku

İlgili yazılar